|
Merak Ettikleriniz
Bu bölümde sıklıkla sorulan soruların cevaplarını
bulabilirsiniz. Soruların cevaplarını görmek için ilgili soruya tıklayınız.
Bu bölümde cevabını bulamadığınız sorularınız varsa lütfen "Sorularınız
İçin.." bölümünden bizlere yöneltin.
Sağlıklı Yaşam
-
Tamamlayıcı tıp nedir ?
Tamamlayıcı
tıp, geleneksel tıbbın kullandığı tedavilerin yanında, bilimsel
güvenliği ve etkinliği olan, bedeni, zihni ve duygusal süreçleri
hedefleyen alternatif ve bütünleyici terapileri birleştirir. Tamamlayıcı
tıp, sağlıklı yaşam, sağlığın korunması ve iyileşme sürecine odaklanır.
Tamamlayıcı Tıp, geleneksel tıbbi tedavilere bir alternatif değildir.
Tıbbi tedavilerle birlikte tüm bireyi hedef alan ve iyileşme sürecini
destekleyen bir yaklaşımdır.
Tamamlayıcı tıp, tedaviye ve iyileşmeye birey-merkezli bir yaklaşımdır.
Sağlığın, fiziksel, zihinsel, ve duygusal boyutları arasındaki etkileşimini
kullanır.
Sağlık Psikolojisi alanından gün geçtikçe artan kanıtlar, artık
hastalık ve bağışıklık sisteminin “birey” den ayrı olmadığını göstermektedir.
Nasıl hissettiğimizin, iyileşme sürecinde önemli rol oynadığı da
bilinmektedir. Psikoloji ve tıp araştırmalarının dayandığı bir diğer
bilgi ise, zihin ve bedenin bir bütün olduğudur.
-
Stres, Psikoloji ve Bağışıklık Sistemi
Her birey, bedensel, psikolojik, zihinsel ve duygusal öğelerin birleşimidir.
Her öğe eşit derecede önemlidir. Sağlıklı yaşam için her biri ele
alınmalıdır. İnsanın duyguları, düşünceleri, psikolojik durumu ve
davranışları, bağışıklık sistemini ve sağlığını değiştirmektedir.
Bağışıklık sistemindeki sitokinler beyine bilgi iletir, fonksiyonunu
etkiler, buna karşılık beyin de sitokinler, hormonlar ve peptidlerle
geri mesaj yollar. Endorfinler, TNF, gonadotropinler, ACTH, vazopressin
ve lökosit kökenli sitokinler beyin ve immün sistem arasında çift
yönlü iletişimi sağlayan maddelerdir.
University of Colorado'daki Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden
Maier (Tori DeAngelis, Monitor on Psychology, vol .33, Haziran 2002)
yapılan yeni araştırmalarla, “bağışıklık sisteminin beyne nöral
etkinlikleri değiştiren sinyaller gönderdiğini, bu sinyallerin de
nöral aktiviteden kaynaklanan, davranış, düşünce ve ruh halini değiştirdiğinin”
bulunduğunu söylemektedir.
Beyin, kişinin “hasta” olduğunu öğrendiği andan itibaren, bir dizi
fizyolojik ve davranışsal değişiklik başlatmakta ve en önemlisi
de, stres hormonu kortizol üretmektedir.
-
Stres, bedenimizde ne gibi tepkilere sebep olur ?
Bilim adamları, bedenimizin stres karşısında verdiği tepkilerle
ilgili araştırmalarda;
- hormonal dengelerin bozulduğunu,
- kasların sertleştiğini,
- kan basıncının arttığını,
- kalbin daha hızlı çarptığını,
- oksijen tüketiminin arttığını,
tesbit etmişlerdir. Bu fizyolojik tepkilerin başağrısı, sindirim
hastalıkları, allerjiler, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıklarına
yol açtığı bilinmektedir.
Kansere yakalanmadan önceki iki yıl içinde, hastaların yoğun stres,
depresyon veya bir travma yaşadıkları, araştırmalarda ortaya çıkmıştır.
(Simmonton,1978)
Stres ve duygusal deneyimler değişikliğe olan uyumumuzu belirleyip,
enfeksiyon, kanser ve diğer hastalıklara yakalanma riskimizi arttırmaktadır.
-
Beden ve zihin sağlığımız için beslenmenin önemi nedir ?
Ne yediğimiz, nasıl hissettiğimizin ve nasıl yaşlandığımızın en
önemli belirleyicilerindendir. Yediklerimizi değiştirmek, hastalıklarla
baş etme ve sağlığımızı kazanma stratejilerinden biridir. Doğada
bulunan bitkiler, yiyecekler ve vitaminler bu kategoride yer almaktadır.
İdeal bir diyetin, bedenin ihtiyacı olan kalori ve besleyiciler
yanında, hastalık riskini azaltması ve bedenin kendini iyileştirmek
için sahip olduğu savunma mekanizmalarını güçlendirmesi gerekmektedir.
-
Stresten kurtulmak, hastalanmayı önlemek, genel olarak sağlıklı
olmak veya bir hastalığın tıbbi tedavisinden daha fazla yararlanmak
için nasıl bir destek alınmalıdır ?
Persona Life'ta programları özel olarak
geliştirilmiş,
Beden-Zihin Becerileri Geliştirme Grupları' na katılabilirsiniz.
Beden-Zihin Becerileri Geliştirme Gruplarımız, stresli bir dönem
yaşayan veya bir rahatsızlık ile yaşamlarını sürdüren bireylerin,
bedensel, zihinsel ve duygusal olarak değişmelerini sağlayan bir
olanak sunar.
-
Beden-Zihin Becerileri Geliştirme Gruplarından kimler faydalanabilir
?
- Kronik bir rahatsızlığı olanlar,
- Kanser hastaları,
- Kalp rahatsızlığı olanlar,
- Depresyon ve Anksiyete Bozukluğu yaşayanlar,
- Yoğun stresli bir yaşam sürenler,
- Alerjisi olanlar,
- Kısırlık tedavisi görenler,
- Menopoz döneminde olanlar,
- Boşanma, ayrılık ve kayıp yaşayanlar,
Herhangi bir sağlık sorunu yaşamayan fakat;
- Duygusal ve fiziksel olarak sağlıklı kalmak isteyen,
- Farkında lığını arttırmak isteyen,
- Hastalanmamak için önlem almak isteyenler,
de bu çalışmalardan yararlanmaktadırlar.
-
Beden-Zihin Becerileri Geliştirme Gruplarına katılanlarda nasıl
değişiklikler olur ?
- Beden-Zihin
Becerileri öğrendiğinizde yaşama pozitif bir bakış açısı geliştirirsiniz,
- Hastalığınız veya içinde bulunduğunuz durumunla baş etmeyi kolaylaştırmak
için, daha fazla iç görü ve olumlu algılar geliştirirsiniz,
- Depresyonda ve kaygıda bir azalma, iyi hissetme halinde ve hayata
bağlılıkta bir yükselme yaşarsınız,
- Ağrıyı, kaygıyı ve stresi kontrol etmek için başetme becerileri
öğrenirsiniz,
- Daha az fiziksel hastalık belirtisi yaşar, kaygınızı ve ağrınızı
azaltma yollarını öğrenirsiniz,
- Bedenin kuvvetini ve dayanıklılığını tekrar kazanmasına yardımcı
olma işlevini gören daha kuvvetli bir bağışıklık sistemi geliştirirsiniz.
-
Gruplarda hangi terapi teknikleri uygulanır ?
Sağlık Psikolojisinde, bugün artık, uzun yıllardır psikologların
kullandığı terapi yöntemleri ile, doğu felsefesinde kullanılan,
sağlık ve sağlıklı yaşam üzerinde etkinliği kanıtlanmış pek çok
Zihin-Beden Tekniği birlikte kullanılmaktadır. Terapi teknikleri
hakkında detaylı bilgi öğrenmek için lütfen ilgili terapi tekniğine
tıklayınız.
-
Zihinsel Yönelimli Yaklaşım,
-
Hareket,
-
Sanatla Dışa Vurum.
-
Grupların işleyişi nasıl olur ?
Her
gruptaki katılımcı sayısı, 8-12 kişi ile sınırlandırılır. Gruplar
haftada bir kez toplanır. Zihinsel yönelimli terapiler, hareket
ve sanatla dışavurum terapileri birlikte alındığında, maksimum fayda
elde edilir. Grupların toplanması farklı saatlerde ve günlerde planlanmaktadır.
-
Gestalt Yaklaşımı Nedir ?
Gestalt yaklaşımı ilk olarak Frederick Perls ve eşi Laura Perls tarafından 1940’lı yıllarda geliştirilmiştir. Gestalt yaklaşımı değişik görüşlerden etkilenmiştir ancak hiç bir zaman bu görüşlerin bir bütünü de olmadığı görülmektedir. Gestalt yaklaşımı; başta psikanalitik, varoluşçu, fenomenolojik ve bütünleştirici bakış açılarından etkilenmiştir.
Gestalt yaklaşımı, duyumlarımız, duygularımız, davranışlarımız,
isteklerimiz ve değer yargılarımız ile çevrenin sunduklarının
neler olduğunun farkına varmamızı ve yaşam içinde yaptığımız
seçimlerle ilintili sorumluluğumuzu üstlenmemize yardımcı olur.
Gestalt yaklaşımının kullanıldığı bireysel veya grup
çalışmaları, yaşam içinde bize artık yardımcı olmayan davranış
biçimlerimizin farkına varmamız, kendimizle ve ötekilerle daha
iyi ilişki kurma yollarını deneyimlememiz için gerekli olan
destekleyici ortamın oluşturulması üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu
anlamda, kişisel büyüme/gelişim ile ilgilenenler Gestalt
yaklaşımının bireysel veya grup çalışmalarından
yararlanabilirler.
Sağlık Sorunu Sonrası Yeni Yaşam
Başa dön
-
Her kanser teşhisi alan kişi psikolojik destek görmeli midir ?
Hayır, böyle bir genelleme yapamayız. Profesyonel anlamda psikolojik
destek almak bireysel bir tercihtir. Bu tercih, teşhis ve tedavi
süreci boyunca kişinin ihtiyaç ve beklentilerine göre farklılıklar
gösterebilir. Örneğin; yeni teşhis almış bir kişinin ilk ihtiyacı
olan şey emin ellerde olduğunu bilmek, doktoruna ve tedavisine güvenmektir.
Bu evrede, birinci derecede yakınların “nasıl davranmalıyım, nasıl
destek olmalıyım” endişesi ile aile danışmanlığına başvurması çok
daha sık rastlanan bir durumdur. Tedavi süreci boyunca tedavinin
yan etkilerini olumlu yönde değiştirebilecek, duygusal durumuna
destek sağlayacak psikolojik destek programları vardır. Bu da, kişinin
ancak kendisi ihtiyaç duyarsa alması önerilen bir destek biçimidir.
Tedavi sonrasında ise, birçok kişinin tahmininin tam tersine, profesyonel
anlamda psikolojik desteğe en çok ihtiyaç duyulan zamandır. Çünkü
teşhis ve tedavi aşamasında yakınlar tarafından doğal olarak verilen
destek, yerini “tamam, bitti artık sen de iyi ol ve tüm yaşadıklarını
geride bırak” mesajına bırakabilir. Hâlbuki teşhis ve tedavi sürecini
yaşamış olan kişi şimdi tüm yaşadıklarını hazmetmeye ihtiyaç duyar.
Teşhisin şokunu ve tedavi sürecinin telaş ve yorgunluğunu arkasında
bıraktığı zaman, ortaya çıkması son derece doğal olan birtakım olumsuz
duygu ve düşünceler ile karşı karşıya kalabilir. Böyle bir evrede
psikolojik destek almak hem kişiye hem de ailesine fayda sağlayacaktır.
-
Profesyonel anlamda psikolojik desteğe hangi durumlarda mutlaka
ihtiyaç vardır ?
- Sağlığına kavuşması
için ameliyat olması ve/veya tedavi olması gereken bir kişi ısrarla
ameliyatı ve/veya tedaviyi reddediyorsa,
- Teşhisi alan kişi ve yakınları hekime soru sorma, bilgi edinme
konusunda sıkıntı çekiyorsa, iletişim problemi yaşıyorsa,
- Kemoterapi, radyoterapi ve yan etkileri ile ilgili yoğun ve başa
çıkılamaz bir endişe durumu yaşanıyorsa,
- Tedavi süreci sonrası hasta yoğun bir karamsarlık ve güvensizlik
içine girmiş ise,
- Aile bireyleri arasında karşılıklı duygu ve düşünce alışverişinde
birbirini anlama, kendini ifade etme konusunda sorunlar yaşanıyorsa,
- Kişi hasta rolüne sıkışıp kalmış ise, teşhisten önceki hayatı
ona bir başkasının hayatı gibi geliyorsa, hayatından bundan sonra
eskisi gibi zevk alamayacağını düşünüyorsa,
- Hasta yakınları kendi yaşadıkları ile ilgili olarak destek alma
ihtiyacı içinde iseler.
Sanatla Dışavurum
Başa dön
-
Resim yeteneğim yok. Yine de sanat terapisi çalışmalarına katılabilir
miyim ?
Sanat terapisinde amaç kişinin
sanat malzemelerini özgür ve doğaçlama biçimde kullanarak kendini
ifade etmesini kolaylaştırmaktır. Bu nedenle çizim yeteneği kesinlikle
gerekli değildir. Önemli olan kişinin malzemelere ilgi duyması ve
bunları içinden geldiği gibi kullanabilmesidir. Ortaya çıkan plastik
çalışma öncelikli olarak estetik oluşu bakımından değil, kişiye
ifade ettiği anlam ve barındırdığı, çağrıştırdığı duygular açısından
önemlidir.
-
Sanat terapisi konuşmayı dışlar mı?
Sanat terapisi konuşmayı dışlamaz. Kısa dönem sanat terapisi gruplarında
zaman malzemelerle çalışma ve sözlü paylaşım olarak ikiye bölünür.
Sözlü paylaşım bölümünde ortaya çıkan plastik çalışmalar ve grup
süreçleri hakkında duygu ve düşünceler paylaşılır.
-
Sözel terapilerden farkı nedir?
Sanat
terapisi konuşmanın yetmediği ve/veya zor olduğu durumlarda sanat
malzemeleri aracılığıyla alternatif bir kendini ifade yolu sunarak
terapi sürecindeki tıkanmaları aşmada yardımcı olabilir. Sanat malzemeleri
ile çalışmak bilinçdışı duygu ve düşünceleri harekete geçirerek
yeni iç görüler kazanılmasına ve farkında lığın artırılmasına katkıda
bulunabilir.
Cinsel Danışmanlık
Başa dön
-
Cinsel danışmanlık nasıl bir süreçtir ?
Cinsel danışmanlık 6-10 seans arasında süren, cinsel sorunların tedavisini
amaçlayan bir süreçtir. Tedavi sırasında danışman cinsellikle ilgili
bilgilendirme ve danışmanlık yapar. Kişilerin kendi cinselliklerini
ve partnerlerinin cinselliklerini tanımalarına yardımcı olur. Kişilerin
cinsellikle ilgili tutumları, inançları, korkuları ve endişeleri
terapi sırasında konuşulur. Ayrıca sorunun ne olduğuna bağlı olarak
danışman çeşitli ev ödevleri verir. Cinsellik sadece cinsel birleşmeden
ibaret olmadığı ve amaçlananın kişilerin cinsellikten haz almalarını
sağlamak olmasından dolayı danışmanin bir başka rolü de kişiler
arası iletişimi, uyumu arttırmaya çalışmak ve çatışmaların çözümüne
yardımcı olmaktır.
-
Cinsel danışmanlıkye sadeci partneri olan kişiler mi gelebilirler ?
Hayır. Cinsellikle ilgili danışmanlık almak isteyen, cinsel sorunları
olan fakat hiç ya da sabit bir partneri olmayan kişiler de cinsel
terapiden faydalanabilirler. Fakat terapiye partnerle birlikte katılım
her zaman tedavi başarısını arttıran bir etmendir.
|
 |
Persona Life Hakkında..
|